Göz çevremizle ilgilenmeye ve bakım yapmaya ne zaman başlamalıyız? Göz çevresi bakımına erken başlamak neden önemli? Göz çevresi neden özel bir bakıma ihtiyaç duyuyor?

K-Beauty, kendini sevmeyi temel alan bir felsefeye dayanıyor. Kore cilt bakım rutininin her bir basamağı bu felsefeden yola çıkarak, kısa süreli değil ömür boyu sürecek sonuçlar için çalışıyor. Ne yazık ki cilt bakımı, oluşan bir cilt problemini hemen geçiren mucizevi formüllere indirilemeyecek kadar karmaşık bir serüven. Cilt bakımının karmaşık yapısı ve sabır istemesi bazen zorlayıcı gelebilir. Ama ortaya çıkan bir cilt problemini çözmek her zaman kolay ya da mümkün olmuyorken, hayat boyu doğru bir bakımla sağlıklı bir cilde sahip olmak ve birçok cilt probleminin oluşmasının önüne geçmek ya da problemleri geciktirmek mümkün… Cilt bakımındaki en zor kısımlardan biri işte tam da bu: sonuçlarını görmeden cildine yatırım yapmak! Yani cildinde henüz oluşmamış bir problem için cildine bakım uygulamak…

Cildin ona doğru bir bakım uygularsan seni ödüllendirir. Bu ödüller her zaman gözle görülmeyebilir! Birçok cilt probleminin cildindeki “yokluğu” emin ol harika bir hediye… Söz konusu özellikle yaşlanma belirtileri olduğunda, bu ödülün değeri daha iyi anlaşılıyor! Anti-aging yani yaşlanma karşıtı ürünler, zamanı geriye saramaz. Sadece yaşlanma belirtilerini hafifletmek ve geciktirmek için cildine destek olurlar. Oysa doğru bir cilt bakımı hem anti-aging ürünlere yükleyeceğin sorumluluğu azaltır hem de birçok yaşlanma belirtisini doğal olarak geciktirir.

İşte bu yüzden göz çevresi bakımı bambaşka bir öneme sahip. Hem cildimizdeki en hassas bölge olması hem de yaşlanma belirtilerinin bize genellikle ilk kez “merhaba” dediği yer olması onu önemli kılıyor. Doğru göz çevresi bakımı birçok problemin oluşmasını önler veya geciktirir. Bu nedenle göz çevresinde belirgin bir problem yaşamasan bile doğru şekilde bakım uygulamak, cildin için yapabileceğin en iyi uzun vadeli yatırımlardan biri olacaktır. Yaşlanma belirtileri oluştuktan sonra ise doğru bir bakımla etkilerini hafifletmek mümkün. Bakım rutinimizde hassaslıkla ilgilenmemiz gereken bu aşamayı detaylıca incelemekte fayda var:

Göz çevresi, cildimizin geri kalan bölümlerine göre epey ince bir tabakaya sahip. Yani kan damarlarına ulaşmadan önceki deri altı katmanlar çok daha ince ve kan damarları yüzeye çok daha yakın bir konumda. Bu nedenle cildimiz üzerinde kullandığımız herhangi bir ürün göz çevresinde çok daha hızlı ve yoğun biçimde emiliyor. Bu da ağır içeriklere sahip ürünlerin neden göz çevresine sürülmemesi gerektiğini açıklıyor… İşte bu yüzden göz çevresine uygulayacağın ürünler kesinlikle göz çevresi için tasarlanmış olmalı ya da ürünün göz çevresi için de uygun olduğu belirtilmeli. Aksi halde bakım yapmak istersen göz çevrene zarar verebilirsin.

Göz çevresinin en ince deri olmasının başka sonuçları da var! Evet, ilk yaşanma belirtileri gibi… Gün içerisinde sadece göz kırpmamızla bile buradaki deriyi ortalama 15.000 kez hareket ettiriyoruz. Ne kadar çok, öyle değil mi! Bir de bu ince ve daha az korunaklı derinin güneşten gelen UV ışınlarına maruz kaldığını düşünecek olursak, cildimizin diğer bölümlerine göre daha özel bir bakımı hak ettiğini söyleyebiliriz. Göz çevresi yapısı gereği çok kolay ve hızlı şekilde yıpranıyor, bu nedenle gerekli önlemleri almak için acele etmek önemli..

Göz çevresi için kullanılan cilt bakım ürünleri, kullanım amaçlarına ve yaşa göre değişiklik gösteriyor. Bu değişikliklere geçmeden önce açmamız gereken bir parantez var. Cilt bakımı ve yaş arasında çok az ilişki vardır. Hatta yaşa göre ürün önerilerinden şiddetle uzak durmanızı tavsiye ederiz. Cilt tipin ve ihtiyaçların neler? Şimdi seninle aynı yaşta olan arkadaşlarını düşün, onların cilt tipleri ve cilt ihtiyaçları neler? Oldukça farklı öyle değil mi? Şaşırtıcı olmayan bir bilgi: bu durum yıllar geçtikçe de değişmeyecek. Yani 30 yaşındakiler şunu yapmalı, 40 yaşındakiler bunu vs gibi genellemeler yapmak çoğu zaman faydasızdır ve seni oldukça yanlış yönlendirebilir. Doğru soru kesinlikle “cilt tipim nasıl ve cildim neye ihtiyaç duyuyor?” olmalı.

Bu nedenle yaşa göre önerilerde bulunmaktan olabildiğince kaçınıyoruz. Diğer taraftan insan vücudunun gelişimi ve yaşlanma evrelerine göre bazı genellemeler yapmak mümkün. Referans olarak yaşlara göre bir genelleme yapmaya çalışacak olursak,

Göz çevresi çok kısa yaş aralıklarıyla farklı şeylere ihtiyaç duyabilir: Göz çevresi 20’li yaşların başında canlandırma ve tazelenmeye; 25’li yaşlarda morluklar ve halkaların giderilmesine; 30’lu yaşlarda ilk kırışıklıklar ve çizgiler oluştuğunda yenilenmeyi desteklemeye; 35-40 yaş arasında kollajen desteğine; 40’lı yaşlar ve sonrasındaysa vücut genel olarak yıkım mekanizmalarını hızlandırdığı için çok daha güçlü onarıma ihtiyaç duyabilir… Tabii bu çok geniş bir genelleme, cildinin neye ihtiyaç duyduğunu ve hangi evrede bulunduğunu ancak sen bilebilirsin. Örneğin 30’lu yaşları görmeden kaz ayakları ve ince çizgiler görünmeye başlanabilir ya da 40’lı yaşlara kadar cildin ekstra bir kolajen desteğine ihtiyaç duymayabilir…

Göz çevresini önemsemek için kırışıklıkların oluşmasını bekleme! En ideali 20’li yaşlardan itibaren bu hassas bölgeye hak ettiği ilgiyi göstermek. Yaşa göre değil cilt ihtiyaçlarına göre doğru bir strateji izleyerek göz çevresinde harikalar yaratmak çok da zor değil. Bu bölgede uygulayacağın doğru bir bakım, uzun yıllar boyunca genç bir görünüme sahip olmanın en önemli anahtarı!

Kore’nin en iyi göz kremleri & göz maskelerine göz at!

Cilt bakım rutininin diğer basamaklarını nasıl oluşturacağını öğrenmek istersen

K-Beauty 101 rehberimize göz atabilirsin.

Bir yorum yaz