Amerikalı “filozof” ve çok satan kişisel gelişim kitaplarının yazarı Wayne Dyer’ın hafızama yer eden sözlerinden biriydi: “Cesaret, kendin olmak için her şeyi riske atmaktır…”

Ben “Kendin olmak cesaret edebilmektir” diye benimsedim bu sözü… Sevdiğin şeyleri yapmak, ideallerinin peşinden koşmak, “Aman, millet ne der?” diye düşünmemek ya da en kendi halinle var olmak…

Bir çırpıda sarf edilen bu sözlerin altını doldurmak öyle zor ki… İşte o yüzden cesaret istiyor. En küçük adımlarında, en günlük kararlarında dahi kendin olmak cesaret istiyor…

Kozmetik, cilt bakımı, makyaj… Evet, bunlar da bu denklemin içinde… Hem de çok içinde! Giyinirken, saçını yaparken, kendine bakarken ne kadar kendin olabiliyorsun?

Hepimiz güzeliz! Kendimize sadece daha güzel olmak için değil, daha iyi daha sağlıklı daha mutlu olmak için bakıyoruz. Hepsinden fazlası, özgüvenimizi yükseltmek için…

Çünkü iyi bir cilt özgüven kaynağıdır. Güzellik bir sivilceye bağlı değildir mesela. Sadece “Ben güzelim” demeye de cesaret edebilmektir güzellik. Kendini sevebilmektir. Kendini gizlememektir.

Cilt önemli kızlar. Cilt bakımında cesur olmak da kendine yaptığın iyiliklerden biri… Önce kendini sev, önce kendini tanı… Cildini tanımak da kendini tanımanın bir parçası.

Cildim yağlı mı, kuru mu, karma tipli mi, anlamak zor değil. Ama, lafın gelişi, yağlı cilt tipine uygun bir ürün iki farklı kişi için farklı sonuçlar doğurabilir; birinde gerçekten etkili olabilir, diğerinin istediklerini pek karşılamaz. Bunun nedeni basit: Herkesin cildi farklı ve biricik!

Ben karma tipli bir cilde sahibim. Yüzümün yağlı kısımlarına ayrı, kuru kısımlarına ayrı bakım rutinleri uyguluyorum. Kendi rutinimi bulmak pek kolay olmadı. Ama sonunda buldum! Ve mutluyum, aslında kendimi buldum!

Ne mi yaptım? Önce ayna karşısına geçtim. Bildiğim sorunları tekrar gözden geçirdim. Sonra ürün denemekten korkmadım. Fark ettim ki cildimi tanımanın en iyi yolu denemekten geçiyor! Denemek cesaret istiyor, kızlar… Cesaret de yetmiyor, hangi içeriğin cildime uyup uymadığını öğrenmek gerekiyor.

Evet, başlarda düşündüğümden biraz fazla ürün denedim. Cildimin neye nasıl tepki verdiğini öğrendim. Bu sayede ürünlerin içeriklerine bakarak karar verdim. İçerikler hakkında farklı kaynaklardan bilgi topladım, sen dilersen  İçerik Ansiklopedisi‘ne göz atabilirsin.

Bu sırada cilt bakımının eğlencesini keşfettim aslında. Denemenin heyecanını fark ettim. Hele Kore kozmetik ürünleri bu kadar eğlenceli ve tatlı görünürken…

Dahası mı? Mesela makyaj… Artık seçenekler çok fazla. Rengârenk farlar, göz alıcı rujlar, pırıl pırıl aydınlatıcılar… Hiç kıpkırmızı bir ruj sürüp de “fazla olduğuna” karar verip sildiğin oldu mu? Cesur ol! Unutma, güzelliğin “Ben güzelim!” demenden geliyor!

Ya da kıyafetlerini seçerken… Senin ne düşündüğün önemli, unutma!

Ve istediğin şarkıları dinle, istediğin kişilerle arkadaş ol, istediğin okulu, istediğin bölümü oku, istediğin işi yap, istediğin kişiyle birlikte ol, istediğin gibi konuş, istediğin gibi yaz.

Düşündüklerini yapmaya, söylemeye cesaret et! Hayır demeye, evet demeye cesaret et! Mutlu olmak için cesaret et!

Mutlu olmak için cesaret et, cesaret seni mutlu edecek. Hayat başkalarına göre yaşamak için çok kısa. Ama bunu yapmak için de kendini zorlama, bazen en zoru cesaret etmeye başlamak olabilir. Acele etmeye gerek yok. Küçük adımlarla başla!

İlk kadın doktor, ilk kadın tiyatro oyuncusu, ilk kadın başbakan, ilk kadın avukat, ilk kadın pilot, ilk kadın gazeteci, ilk kadın mühendis, ilk kadın şair… Onlar cesaretleriyle ilk oldular ve daha o kadar çok yer var ki acilen doldurulması gereken.

Bugün kırmızı rujla başlarsın yarın tarihe bir ilk olarak yazılırsın kim bilir?

Cesaret etmek hiçbir zaman korkusuz olmak değildir hem. Asıl cesaret korkunun üstüne yürümektir aslında… Şairin dediği gibi Korkma! Kendin olmak için cesaret et…

Son olarak birkaç şarkı tavsiyesi, motivasyonun düştüğünde dinlenmen için aşağıya küçük bir liste bırakıyorum.

Unutma küçük adımlar büyük adımların başlangıcıdır, cesaret de küçük adımların!

Yazar

Bir yorum yaz